adalet
Büyüt
Bir mahkeme binasındaki Adalet Tanrıçası heykeli. (Olomuts, Çek Cumhuriyeti) 

Sözlükte "adalet" ne demek?

1. hak ve hukuka uygunluk, doğruluk, türe.
2. Türeyi uygulayan, yerine getiren devlet örgütleri.
3. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı vermeadalet

Dış bağlantılar

T.C. Adalet Bakanlığı

Cümle içinde kullanımı

Germiyan'da Süleyman Şahımız adaletle hüküm sürer.
- F. F. Tülbentçi

Adalet kelimesinin ingilizcesi

n. justice, equity, fairness, equitableness
Köken: Arapça

Adalet nedir? (Felsefe)

Toplumsal ilişkileri ve davranışları, insanların eşitliği açısından değerlendiren ve kitlelerin bilinçlenmesinde önemli bir rol oynayan bir ahlak ve hukuk kategorisi.

Zamandan kopuk, genel geçerli, mutlak ve değişmez bir adalet kavramı yoktur. Bu kavramın içeriği daha çok tarihsel olarak koşullanmıştır ve belirli bir sosyo - ekonomik kuruluş’ un ekonomik, politik ve toplumsal özelliklerini, çeşitli sınıfların ahlak normlarına dayanarak dile getirir. Bu nedenle insandaki adalet ve adaletsizlik tasarımları sınıfsal bir içerik taşırlar sınıf çıkarlarını dile getirir ve tarihsel olarak da değişime uğrarlar.

Burjuvazinin adalet anlayışı, tüm yurttaşların yasa önünde eşit olduğu yolundadır yani üretim araçlarının özel mülkiyetinden ve emekçilerin sermaye tarafından sömürülmesinden kaynaklanan toplumsal adaletsizliğe pek aldırış etmeden, yalnızca biçimsel bir adalet anlayışına dayanır.

Kapitalist toplum sisteminin, emekçi kitlelerin toplumsal bilincinde adaletten yoksun bir sistem olarak değerlendirilmesi, kapitalizmin tarihsel olarak köhneleşmişliğinin kanıtlarından biridir. Adaleti toplumsal bir eşitlik olarak kabul eden proletaryanın bu talebi, kapitalist sömürüye karşı savaşımda ortaya çıkar proletaryanın bu talebi, emekçileri, kapitalizme karşı savaşıma sokmaya yarayan güçlü bir maniveladır.

Bu kavram, sosyalist toplumdaki ekonomik, toplumsal ve politik ilişkiler tabanı üzerinde yeni bir içerik kazanır. Tüm insanların, kişiliklerini, becerilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri bakımından aynı somut, gerçek olanaklara sahip olduklarını ve hepsinin aynı şekilde, toplumun iyiliği için çalışmakla yükümlü bulunduklarını ifade eder. Bu kavramın sosyalist özü, «herkes yeteneği ölçüsünde, herkese emeği ölçüsünde» ilkesinde dile gelir. Sosyalist toplumun adalet anlayışı da, zamandan kopuk, mutlak, değişmez bir anlayış değildir toplumun ekonomik olgunluk derecesine bağlıdır ve komünist topluma geçişle birlikte bu anlayış da değişir.

Sosyalist toplumdaki adalet anlayışı, burjuvazinin biçimsel adalet anlayışıyla kıyaslandığında, insanın insan tarafından sömürülmesine son verdiği ve tüm insanların üretim araçlarının toplumsal mülkiyetine dayanan ve yasalarla güvence altına alınan gerçek olanaklarını dile getirdiği için, burjuvazinin adalet anlayışından nitelikçe daha yüksek bir basamağı temsil etmekle birlikte, sosyalist toplumda da henüz toplumsal eşitlik ve adalet tam olarak sağlanamaz çünkü doğal becerileri ve yetenekleri eşit olmayan, yaşam koşullan henüz birbirinden farklı bulunan insanları, sosyalist toplumdaki ekonomik olanaklarla, çalışmalarına göre eşit şekilde değerlendirmek henüz olanaklı değildir böyle olunca da sosyalist adalet kavramı, aynı zamanda adaletsizliğin bir ögesini de içerir. Bu durum ancak komünist toplumda «herkes yeteneği kadar, herkese gereksinimi kadar» ilkesinin hayata geçirilmesiyle ortadan kalkacaktır.